Taksim denince akla gelen Beyoğlu ilçesi

İstanbul denince akla Taksim, Taksim denince de ilk olarak akla gelen Beyoğlu ilçesi iş eğlence ve kültür merkezi olmasından dolayı nüfusu gündüz ve gece birkaç milyonu bulan 45 mahalle ve yaklaşık 225 bin nüfustan oluşan bir ilçedir. Haliç’in kuzeyinde Kasımpaşa vadisinin batısıyla, Dolmabahçe vadisi arasında kalan Tünel Meydanı’ndan Taksime kadar uzanan alanı kapsayıp, Şişli ve Beşiktaş ile sınırdaş olan Beyoğlu halk arasında eğlence ve kültür merkezi olan İstiklal caddesi ve çevresi için kullanılmaktadır. Yabancılar, Bizans döneminde yerleşim alanı olmadığından Beyoğlu’na karşı yaka anlamında Pera’dan kaynaklanan Peran bağları demektedirler, Türkler ise Pera’yı Beyoğlu olarak değiştirerek daha geniş bir alanı kastetmişlerdir.

2.Mahmut döneminde padişah sarayının İstanbul’dan Beyoğlu yakasına geçirilmesi, saltanat makamı tarafından da Beyoğlu’nun İstanbul’a tercih edildiğini ortaya koymuş ve böylece dikkatler iyice Beyoğlu’na çevrilmiştir. Saltanat makamınca yeni kurumlar kurulması Beyoğlu’nun kıymetini daha da artırmış ve 1773 yılında kurulan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun başlangıç olmuştur. Bugün de Beyoğlu ilçesinin sınırları içerisinde çok sayıda önemli kurum ve kuruluşlar vardır ki; Mimar Sinan Üniversitesi, Atatürk Kültür Merkezi, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı bu binalar arasında yer almaktadır. Ayrıca Koç Sanayi Müzesi, Aynalıkavak Kasrı, Yapı Kredi Kültür ve Yayıncılık, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı, Muammer Karaca Tiyatrosu, Tünel ve Tramvay ulaşımı ve Galata Kulesi bunlardan bazılarıdır. Büyük otellerin, yabancı kültür merkezlerinin, konsoloslukların, sanat galerilerinin bulunduğu Beyoğlu İstanbul’un en canlı ve gözde semtidir.

Beyoğlu’nda; Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılan Haliç kıyısında bulunan tarihi Aynalıkavak Kasrı’nı, Beyoğlu’nun en güzel binalarından olan ve Osmanlı’nın son dönemlerinde padişahların tiyatro seyretmeye gittikleri tarihi atmosferi görmek önemli olmaktadır. Ayrıca, muhteşem mimarisi ve en lezzetli yemekleri tadabileceğiniz Çiçek Pasajı’nı, birçok lokanta ve sanat galerisinin bulunduğu Fransız Sokağı’nı, İstanbul’un en eski mevlevihanesi olan Galata Mevlevihanesi’ni, en eski hamamlardan olan Galatasaray Hamamı’nı gezmek tarihi bir dokuya dokunmak anlamına gelmektedir. Bunun yanı sıra Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 507 yılında fener kulesi olarak yığma taştan yaptırılan Galata Kulesini gezmek de şehrin güzelliklerini tanımak için gereklidir. Voyvoda caddesi ile Bankerler sokağını birleştiren İstanbul’un en gözde yerlerinden Komando Merdivenlerini, Pera Müzesi’ni, İstanbul’un en yüksek duvarlı çeşmesi olan Tophane Çeşmesi’ni ve Türker İnanoğlu’nun kurduğu Türvak Sinema Müzesi’ni muhakkak görmelisiniz

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir